Konsol, kabuk ve SSH: aynı makineye üç ayrı kapı

Bir makineye ulaşamadığınızda ilk soru "hangi kapıyı kullanıyordum" olmalı. Üç kapı var ve üçü farklı şeylerin çalışmasına bağlı.

AtlasPVE ·

Bu madde şunları karşılıyor

  • proxmox konsol açılmıyor
  • proxmox console shell farkı
  • proxmox vm ssh bağlanamıyorum
  • proxmox ağ ayarını bozdum erişemiyorum
  • proxmox no ticket hatası

Bir makineye ulaşamıyorsunuz. Panik yapmadan önce sorulacak soru şu: hangi kapıyı kullanıyordunuz?

Çünkü aynı makineye üç ayrı kapı var ve her biri farklı şeylerin çalışıyor olmasına bağlı. Hangisinin kapandığını bilmek, sorunun nerede olduğunu doğrudan söyler.

Üç kapı

Konsol. Makinenin ekranına ve klavyesine bakmak demektir. Fiziksel bir sunucunun başına gidip monitör takmanın karşılığı. Misafirin ağını kullanmaz, sunucu üzerinden gider.

Kabuk. Komut yazıp çıktı almak demektir. Ekranı taklit etmez, doğrudan bir komut kanalı açar.

SSH. Misafirin içinde çalışan bir servistir. Ağ ister, servisin ayakta olmasını ister, kimlik bilgisi ister.

Kural: kapı ne kadar rahatsa, misafirin o kadar çok parçası çalışıyor olmalı

SSH en rahatı. Kendi terminalinizden bağlanırsınız, kopyala yapıştır çalışır, dosya taşırsınız. Karşılığında en çok şey ister: ağ ayarı doğru olacak, kart ayakta olacak, servis çalışacak, güvenlik duvarı izin verecek, anahtar ya da parola geçerli olacak. Bu zincirin herhangi bir halkası koparsa kapı kapanır.

Konsol en rahatsızı. Tarayıcıdan bir ekrana bakarsınız, kopyala yapıştır çoğu zaman zahmetlidir. Karşılığında neredeyse hiçbir şey istemez: misafirin ağı bozuk olsa, güvenlik duvarı her şeyi kapatsa, SSH servisi hiç kurulu olmasa bile ekran gelir. Çünkü o ekran misafirin ağından değil, sunucunun kendisinden geliyor.

Bu yüzden konsol bir kurtarma yoludur. Rahat olduğu için değil, az şeye bağlı olduğu için.

Klasik olay

Ağ ayarını değiştirirsiniz. Uygularsınız. Bağlantı düşer ve geri gelmez.

Yaptığınız işlem yanlış olmayabilir bile: bazen ayar doğrudur, sadece kart yeni ayara geçerken oturum kopar. Ama artık makineye ağ üzerinden ulaşamıyorsunuz ve düzeltmek için de makineye ulaşmanız gerekiyor.

Konsolu açarsınız, ekran gelir, ayarı düzeltirsiniz. Ağ üzerinden gitmediği için ağın bozulması onu etkilemedi.

Buradan çıkan pratik alışkanlık şudur: ağ ayarına dokunmadan önce konsolun açıldığını doğrulayın. Elinizde çalışan bir kurtarma yolu varken riskli işe girin, sonrasında aramaya başlamayın.

Kabuk tarafında konteyner ile sanal makine aynı şey değil

Bu ayrım çok kişiyi şaşırtıyor, çünkü panelde ikisi de yan yana duruyor ve ikisinde de aynı düğme var.

Konteynerde sunucu doğrudan içeri girebilir. Konteyner sunucunun çekirdeğini paylaşıyor, yani içerideki süreçler sunucunun gözünde zaten görünür. Sunucu içeriye bir komut çalıştırabilir ve içeriden ek bir şey istemez.

Sanal makinede öyle değil. Sanal makine kapalı bir kutudur: sunucu onun diskini ve belleğini blok olarak görür, içinde ne olduğunu bilmez. Sunucu kutunun içine komut sokamaz.

Tek yol, kutunun içinde dinleyen bir şeyin olmasıdır. Misafir ajanı tam olarak budur: sanal makinenin içine kurulan, sunucudan gelen isteği dinleyip cevaplayan küçük bir servis. Kurulu değilse kabuk kapısı sanal makine için hiç yoktur ve bu bir arıza değil, mimarinin sonucudur.

Aynı sebeple sanal makine kapalıyken kabuk çalışmaz. Dinleyecek bir şey yok. Konsol ise kapalı makinenin ekranını da açar ve makineyi açtığınızda ilk saniyeden itibaren ne olduğunu görürsünüz.

Konsolun da sınırı var

Dürüst olmak gerekirse konsol sihirli değil.

Sunucunun kendisi kapalıysa üç kapı da kapalıdır. Konsol sunucudan geçtiği için sunucu gidince o da gider.

Bir de şu var: konsol size ekranı verir, dosya vermez. Bir dosyayı dışarı çıkarmanız gerekiyorsa konsol kötü bir araçtır. Kurtarma için iyi, günlük iş için değil.

Son olarak konsol yetkisi ayrı bir yetkidir. Bir kullanıcının paneli okuyabilmesi, makinelerin ekranına bakabileceği anlamına gelmez ve bu ayrım bilerek konmuştur: ekran, çalışan işin içeriğini gösterir.

Atlas ne yapıyor

Atlas konsolu kendi ekranından, ikinci bir giriş istemeden açıyor. Kulağa küçük geliyor ama arkasında dürüstçe anlatmaya değer bir hikâye var.

Konsol aslında Proxmox panelinin kendi adresinde yaşıyor. Atlas başka bir adreste. Tarayıcı için bunlar iki ayrı site demek, ve bir sitenin oturumu diğerine kendiliğinden geçmiyor. Hiçbir şey yapılmazsa kullanıcı konsola bastığında "oturum yok" hatası alıyor ve panele ikinci kez giriş yapması isteniyor.

İlk çözüm şuydu: oturumu görünmez bir çerçeve içinden panele devretmek. Çalıştı. Sonra tarayıcılar üçüncü taraf çerez kurallarını sıkılaştırdı ve çalışmayı bıraktı. Kodda bir hata yoktu; ayağının altındaki zemin değişti.

İkinci çözüm daha sağlam olduğu için kaldı: konsol Atlas'ın kendi adresinden sunuluyor. Tarayıcı tek bir site görüyor, devredilecek bir oturum kalmıyor, sorun kaynağında ortadan kalkıyor.

İki küçük ama dürüst ayrıntı: panelden dönen cevaplardaki çerez yazma başlıkları ayıklanıyor, yani Atlas kendi adresinde panel çerezi biriktirmiyor. Ve panele giden bağlantı makinenin kendi içinden geçiyor, ağa çıkmıyor.

Buradan çıkan genel ders, üründen bağımsız olarak geçerli: çalışan bir çözümün çalışmayı bırakması her zaman hata anlamına gelmez. Bazen dayandığınız varsayım değişir. Kalıcı olan çözüm, daha az varsayıma dayanan çözümdür.

Kaynaklar

Proxmox'un kendi belgeleri. İngilizce, ve bu konuda son sözü onlar söyler.

İlgili maddeler

Bu iş Atlas’ta nasıl görünüyor?

Ürün sayfasına git